Murat Tutgin
01.07.2016 18:42:21
Bu Yazı 2313 Kişi Tarafından Okundu | 0 Defa Yorumlandı

Mahallemin Ölümsüz Abisi

Mahallemin Ölümsüz Abisi


Cesurdu. Döneminin kudretli liderini dansöz gibi göstermişti. Bir diğer lider hem Başbakanlık hem Cumhurbaşkanlığı yapmıştı, onu da bir kafesin içinde ve çırılçıplak...

Yaptığı tüm bu ağır eleştirilerine rağmen politikacılar onu mahkemeye vermedi. Bilirler ki beni dava etmeleri onlara onur vermez dedi.

Öyle de oldu, vermediler.

Gücünü kimseden almıyordu. Yola çıktığında tüm sermayesi Anne beni devlet okutacak, İstanbul`a gitmeliyim diyerek aldığı altmış liraydı. İşler yolunda gitmezse diye dönüş bileti için yedi buçuk lirayı ayırdı ve onu da donuna dikti.

On yedisinde Samsun`dan bir geminin güvertesinde ve parasızlıktan koyun sürüsünün içinde seyahat etti.

Kitleleri ardından sürükleyecek bu adam, yeni bir ekol yaratmazdan önce böyle meşakkatli ve riskli bir yol seçmişti kendine...

*

Çocukluk ve ilk gençlik yılları Samsun Bafra`da geçti. Dağların denize dik durduğu; alabildiğine yeşil, alabildiğine cesur insanların madeni gibiydi bu memleket, çok şeyler öğretti ona...

Tütün tüccarlarının yanında, inşaat işlerinin depo sayımcılığı işlerinde çalıştı. Beton döküleceği zamanlarda atılan çimento torbalarını ve yevmiyelerini yazdı.

Dört deyip üç çimento torbası atan müteahhitti Belediye`ye şikayet etti. Sen misin eksik koyan müteahhit! olmadı.

Üç torba da oluyormuş soruşturduk bilgisi geldi.

İçli dışlı hale gelmiş siyasetçi müteahhit ilişkilerini gözlemledi. Mizah anlayışının önemli kilometre taşları bir bir yerleşiyordu hayatına.

Sanata yatkındı, önce şair olmayı istedi. Bir aralar roman yazmayı da düşündü. Denemeleri oldu fakat onu İstanbul`a götürecek yeteneği bunların hiçbiri değildi.

*

On yedisinde öyle demişti:

Bafra`dan gitmeliyim Anne, beni devlet okutacak. Vedalaşıp uzun bir deniz yolculuğuna çıktı.

Sirkeci`de indi. Geceliği bir lira olan otele yerleşti.

Hiç yemek yemese 52,5 gün konaklayacak parası vardı.

Donunda dikili yedi buçuk lira bu hesabın dışında ve dönüşü için teminattı.

*

Hayranı olduğu 1001 Roman`a iş başvurusunda bulundu, kabul edilmedi. Umutları yıkılmak üzereyken aynı yayınevinin diğer dergisi olan EV-İŞ`e alınınca morali düzeldi.

Annesine söz verdiği için Güzel Sanatlar Akademisi`ne başvuru yaptı, kabul edilmedi. Israr etti. Okul Müdürü, Evladım buraya ya zengin ailelerin oğulları kız bulmaya gelir ya da fakir kızlar zengin koca. Sen fukara bir çocuksun, git düzgün bir okula kaydını yaptır dedi. Müdür, tüm söylediklerini gözü yaşlı dinleyen bu genci geri çeviremedi, kaydını yaptı.

Yeteneği zamanla atölyede dikkatleri üzerine topladı. Çalıştığı dergi ona yeni işler de sundu. Kafesi aralamıştı bir kere...

Çocuk Ԛlemi, 41 Buçuk, Tef, Taş, Deve, Gölge. Dergilerin aranan adamı olmuştu,büyük beğeni topladı.

Her şey yolunda gitti ve 1954`te Milliyet`te buldu kendini.

*

Gazetenin en önemli haberini tamamlayan karikatür işleri ilk onunla başladı. Üstelik günümüzün televizyon kanallarında ana haber sonrası alıştırdıkları öyle bizim, sizin yapabileceğiniz kovboy müzikli çizgiler değildi onlar. Sen, ben, fakir, zengin, hepimiz kendimizi buluyorduk.

Onun sayesinde Yassıada Yargılamalarını izleyip karikatüre döken ilk muhabir-karikatürcü tipiyle tanışmıştık.

Sokaktaki insan onu seviyordu. Vatan, Tasvir, Milliyet, Güneş ve Sabah`ta çalıştı. Fazla dikkat çekmişti, ünlü olmanın bedelini 78`de ölümle burun buruna gelerek ödedi:

Kendi tabiriyle esmer bok kadar bir adam sokak ortasında çekti silahı dayadı alnıma. Tetiği çekti fakat her nedense silah patlamadı. Adam bu sefer kafasına vurdu, boğuştular, dudağı yarıldı...

Terör tanıdık bir yüzü katletmek için yola çıkmıştı ve kısa bir süre sonra yakın arkadaşı Abdi İpekçi vurularak öldürüldü.

Beni öldürselerdi belki Abdi yaşayabilirdi dedi. Çok üzgündü, gazetedeki yol arkadaşını katletmişlerdi.

Çok sevilen bir diğer gazeteci bu olayı Kanlı katil çetelerinin bir başka gazeteciye saldıracakları biliniyordu, seziliyordu ve duyuluyordu diyerek yazıp kınamıştı. O gazeteci de teröre kurban giden Uğur Mumcu olacaktı, nur içinde yatsınlar.

Böyle bir cendereydi basın ve sanat camiası.

Ama o korkmuyordu, siyasileri çizmekten hiç vazgeçmedi.

Turgut Özal` ı dansöz kılığında, Demirel`i kafesin içinde ve çırılçıplak çizdi. Buna rağmen Demirel onun için politik hayatımda bir yol arkadaşı diyerek önsöz yazdı ve saygı da kusur etmedi.

Eleştirdiği Erbakan ona tespihini verip dostça bir fotoğraf çektirdi.

İçerinden Ecevit biraz alınganlık göstermiş olsa da, ona ve sanatına daima saygı duydu.

Yalnızca siyaset çizmedi.

Bir kadın çizdi...

O Kadının hatları silikonun icadından evveldi.

O kadını herkes sevdi...

Usta İtalya, Üsküp ve Saraybosna`da ödüller aldı, merkezi Brezilya`da bulunan InternacionaldosJornalistas adlı basın kuruluşuna onur üyesi seçildi.

Karikatürcüler Derneği Genel Başkanlığı yaptı.

 

Bir keresinde Falcı 93 yaşına kadar yaşarsın demişti, 87 yaşında hayata gözlerini yumdu.

Büyük usta Bedri Koraman`ı saygı ve rahmetle anıyoruz.

Murat TUTGİN

Bu yazı Bafrahaber gazetesi için kaleme alınmıştır. Haricen basılı yayın organlarından Fil Dergisi Mart 2016 sayısında yayınlanmıştır.
Kapat
Kapat


0
Onaylı
0
Onaysız
Kapat

Yorumunuz

YAZARIN DİĞER YAZILARI
Mahallemin Ölümsüz Abisi ( 01.07.2016 )
Ağır sıklet müzisyen ( 24.10.2015 )
Efsane Kaptan Kopuz ( 27.03.2015 )
Emre Tilev ile yerelden ulusala bir başarı öyküsü ( 08.12.2014 )
Bafralı Ünlü Karikatürist İsmet Lokman ile başbaşa ( 11.10.2013 )
Vural Dilmaç ile sadece Bafra ( 18.09.2013 )
Turizm Fakültesinin keşfi ( 01.01.2013 )
Memleketi sel felaketi vurdu ( 05.09.2012 )
Başkanın Lüks Makam Arabası ( 19.06.2010 )
60.000 İmzaya Direnen Adam ( 06.06.2010 )

YAZAR TOP10

BAFRA YAZARLAR

Bütün Yazarlar